ozenrodop@hotmail.com
DON KİŞOT
SANÇO PANZA
BERBER
PAPAZ
HOROZYO
KOMUTAN
MAHKUM
FELLAH
Tavuklar, kuşlar, mahkumlar, askerler,
günes hanım teyze, aydede, bulut,
aslan, değirmenler...
(Bu oyunda “kara kukla” teknigi gözetilmistir.)
1. SAHNE
(Işıklar açılırken, bir horoz öter.)
SES : Ü-üüürrrüüüüü-üüüüüüü
HOROZYO : (Girer) Ü-ürü-üüüüüü. Bendeniz soylu efendimiz Sinyor Kessada'nın horozuyum. Adım Gonzales-Monzales, Falançes-Filançes, Huanito Horozyo! Evet! Horozyo! Ben her sabah öter, bizim köyün güneşini uyandırırım. Eğer ben ötmesem bizim köyde güneş, hiç doğmaz. Güneş doğmazsa ne olur? Tavuklar yumurtlamaz! Evet. Yumurtlamaz! Bizim köy şu tarafta... O da ne? Güneş hala doğmamış yahu. Ü-ürü-üüüü, dedik güneş hanım teyze. Hadi uyan da gel artık. Ü-ürü-üüüüü... Yahu ne tembel bir güneş bu! Bana yardım edin de çağıralım şunu. Haydi hep beraber; ü-ürü-üüüüüü...
(Güneş girer. Yüksek bir yerde durur.)
HOROZYO : İşte geldi. Bana bak güneş hanım teyze. Hep geç kalıyorsun. Soylu efendim sinyor Kessada bana fırça çekiyor. Sen sinyor Kessada'nın ne biçim adam olduğunu bilmezsin. Geçen gün beni çağırdı, dediki; oğlum Horozyo, bu güneş ne sıcak böyle, benim kel kafamı çok yakıyor, dedi kendileri... Ben de ne buyurursunuz efendim, ne yapalım ,dedim. Efendim sinyor Kessada dediki; çok sıcak olunca ötüver de, güneşin önüne bir bulut gelsin, dedi. Yaa... Ü-ürü-üüüüü, dedik; işte o kadar!
Ben bu köyün horozuyum.
Adım Horozyo!
Ü-ürü-üüüüü, dedik mi
Yakma efendimin kel başını
Yoksa öterim çok fena
Ü-ürü-üüüüü, dedik mi
Geç kalma bir daha
Bizim köye ışık lazım
Tavuklar yumurtlayacak daha
Ü-ürü-üüüüü, dedik mi
Geç kalma bir daha
HOROZYO : Off! Şimdiden sıcak oldu. Efendimin kel kafası güneşten yanmasın, diye bir bulut çağırayım bari. Ü-ürü-üüüüü. Bir bulut örtsün güneşin şişko yüzünü....
(Bulut girer.)
HOROZYO : (Buluta üfleyerek.) Püffff... Evet! Bu sabahki görevimi de başarıyla bitirdim.
(Gıdaklamalar duyulur.)
HOROZYO : Aa. Kızlar geliyor. Beni özlemişler herhalde... Huu hu kızlar, yakışıklı Horozyo'nuz burada...
(Tavuklar girer.)
TAVUKLAR : Gıd dıg gıdak... Kaçın... Geliyorlar... Amanın gıdak gıdak...
(Tavuklar koşarak diğer taraftan aceleyle çıkarlar.)
HOROZYO : Kim geliyor? Durun. Gıt gıt gıdak. Dedikoducu güzellerim ne oluyor size? Kaçmayın! Horozyo sizi korur. Bunlar çok korkmuş yahu. Gelen ne acaba? Oğlum Horozyo kısa kes, sen de kaç. Ü-ürü-üüüüüü...
(Çıkar.)
(Civcivos girer, "cik-cikleyerek" diğer taraftan çıkar.)
2. SAHNE
(Don Kişot ve Kitaplar'ın sesi dışardan gelir.)
KİTAP : Hain devler savulun, diye bağırdı Keskin Kılıçlı Şövalye.
DON KİŞOT : Hey hey!
KİTAP : Ve büyük şövalye kılıcını çekti. Şöyle bir salladı.
DON KİŞOT : Hey hey!
(Don Kişot atına binmiş ve kuşanmış halde, Kitap’la birlikte girer.)
KİTAP : Keskin Kılıçlı Şövalye'nin kılıcı o kadar büyüktü ki, ucu bulutlara değiyordu.
DON KİŞOT : Yapma yahu? Ne bilek varmış adamda!
KİTAP : Devler kılıcı görünce korktular. Ama Keskin Kılıçlı Şövalye devlere acımadı. Bir vuruşta iki devi birden yere serdi.
DON KİŞOT : Hey hey!
KİTAP : Ve güzel prensesi devlerden kurtardı.
DON KİŞOT : Sonra ne oldu? Prensesle evlendiler mi?
KİTAP : Burada yazıyor. Oku bak.
DON KİŞOT : Hani nerede? Kaçıncı satır?
KİTAP : Ayy! Gıdıklama!
DON KİŞOT : Hani nerede yazıyor? Söyle hadi! Şövalye ile prenses evlenmişler mi?
KİTAP : Evlenmişler. İkisi de çok mutlu olmuşlar. Şövalyeler bir prensesin mutluluğu için yaşarlar.
DON KİŞOT : Benim de böyle bir amacım olmalı.
KİTAP : Bir şövalye prensesi için dünyayı zapteder...
DON KİŞOT : Ben de dünyayı zaptetmeliyim!
KİTAP : Şövalyeler bütün kötü adamları ve çirkin devleri cezalandırır.
DON KİŞOT : Ne güzel! Ne kadar asil adamlarmış bu şövalyeler.
KİTAP : Sadece asiller, soylu efendiler şövalye olabilirler.
DON KİŞOT : Benim gibi mi?
KİTAP : Evet. Sen bir asilzadesin Sinyor Kessada.
DON KİŞOT : Ben de bir şövalye olabilir miyim?
KİTAP : Olabilirsin.
DON KİŞOT : Hey hey! Ben de bir şövalye olmalıyım. Dünyayı dolaşıp, bütün devleri cezalandırmalıyım. Benim de bir prensesim olmalı. Ben de prensesim için yaşamalıyım.
KİTAP : Fakat bir şey var.
DON KİŞOT : Nedir o?
KİTAP : Sadece büyük büyücü Pispison'dan kendini sakın.
DON KİŞOT : Alçak Pispison!
KİTAP : Büyücü Pispison hiç çaktırmadan ortaya çıkar ve insanın aklına türlü türlü numaralar çeker.
DON KİŞOT : Ey dağlar, taşlar, kuşlar, insanlar... Bundan böyle büyücü Pispison benim düşmanıdır. Herkes bunu böyle bilsin. Hey hey!
KİTAP : Sinyor Kessada...
DON KİŞOT : Evet benim eski dostum, ne var?
KİTAP : Sana güzel bir de isim bulmalıyız.
DON KİŞOT : Bulalım. Zaten Kessada mıymışık bir isim. Hiç sevmem.
KİTAP : Senin adın... Senin adın... Don... Don...
DON KİŞOT : Don Paçalos olsun!
KİTAP : Ne o öyle tuhafiyeci adı gibi...
DON KİŞOT : Don... Don Gömlekos olsun.
KİTAP : Bırak canım. Anlı şanlı bir şövalyeye yakışır mı? Şöyle soylu bir isim olmalı. İnsan duyunca bir daha unutmamalı.
DON KİŞOT : Buldum. Don Kişot olsun. La Mançalı Don Kişot!
KİTAP : İşte bu! Don Kişot!
DON KİŞOT : Bundan böyle Don Kişot ismini dünya hiç unutmayacak.
KİTAP : Ya atın? Onun adı ne olsun?
DON KİŞOT : Rüzgaros olsun, rüzgar gibi koşsun!
KİTAP : Ayol bunun neresi rüzgar! Püf desem yıkılacak!
DON KİŞOT : Öyle deme! Benim gibi atım da soylu bir kandan gelir.
KİTAP : Bu uyuz at mı soylu?
DON KİŞOT : Görünüşe aldanma! Ruh asaleti mühim olan.
KİTAP : Öylese asil bir isim bulalım. Şöyle sayfalarımızı bir karıştıralım. Bu... Yok olmaz. Şurada bir isim olacaktı. Hah! Buldum! Rosinant! Atının adı Rosinant olsun.
DON KİŞOT : Çok sağol eski dostum. Ne güzel bir isim bu. Duydun mu Rosinant? Senin adın artık, Rosinant. Dur dur. Çüş yahu. Nereye gidiyorsun? İsmine alışamadı daha. Çüş!
KİTAP : Şimdi de sana bir prenses lazım.
DON KİŞOT : Benim bir prensesim var.
KİTAP : Kimmiş o?
DON KİŞOT : Komşu köy var ya hani? Toboso köyü canım. Orada çamaşırcı bir kız var. Böyle uzun saçlı...
KİTAP : Eee...
DON KİŞOT : Adı Dülsine.
KİTAP : Eee...
DON KİŞOT : Ben onu çok beğeniyorum da. Hem adı ne kadar güzel değil mi?
KİTAP : Çamaşırcı Dülsine!
DON KİŞOT : Yaşa!
KİTAP : Aaa! Hiç çamaşırcı prenses olur mu? Bir şövalyeye yakışmaz.
DON KİŞOT : Ama ben ona aşığım.
KİTAP : Hiç olmazsa adını düzeltelim. Tobosolu Dülsine olsun.
DON KİŞOT : Tobosolu Dülsine. Ne asil bir isim.
KİTAP : Peki şövalye Don Kişot! Her zaman şövalyelik ilkelerine bağlı kalacağına and içer misin?
DON KİŞOT : İçerim. Hem yerim hem de içerim.
KİTAP : Afiyet olsun.
DON KİŞOT : Mersi.
KİTAP : Sen koca İspanya'nın bundan böyle en büyük şövalyesisin.
DON KİŞOT : Hey hey! Şaha kalk Rosinant. Herkes Şövalye görsün.
KİTAP : Aman tozutmayın ortalığı. Toz bana zararlı.
DON KİŞOT : Çüş Rosinant!
KİTAP : Git artık Şövalye. Onurun ve Prenses Tobosolu Dülcine için savaş.
DON KİŞOT : Gidiyorum.
KİTAP : Dünya sana emanet şövalye yolun açık olsun.
DON KİŞOT : Hey hey! Savulun devler, haydutlar! Don Kişot geliyor.
KİTAP : Hey asil şövalye! Atın Rosinant'ı unuttun.
DON KİŞOT : Hay allah! Sevgili atım altımdan kayıvermiş. Yürü Rosinant! Hey hey!
(Don Kişot çıkar.)
KİTAP : Tanrı sana akıl fikir versin büyük şövalye!
(Dışardan düşme sesi ve teneke gümbürtüleri gelir.)
KİTAP : Büyük şövalye düştü. Ama hemen kalktı. Atına bindi.
(Dışardan düşme sesi ve teneke gümbürtüleri gelir.)
KİTAP : Yine düştü. Kalktı. Bu sefer atı Rosinant kaçtı. Şimdi de şövalye Don Kişot atını kovalıyor.
(Rosinant girer; kaçacak yer arar... Ardından Don Kişot girer.)
DON KİŞOT : Sevgili atım benim. Beni bırakma. Rosinant gel hadi.
(Don Kişot, Rosinant’ı yakalamaya çalışır; kovalamacayla çıkarlar.)
KİTAP : Zavallı Rosinant. Başına gelecekleri şimdiden anladı. Ama Don Kişot’un hiçbir şeyden haberi yok.
(Kitap şarkı söyler.)
Ah Don Kişot ah
Daha çok düşeceksin
Toza batıp çıkacaksın
Buna alış
Olmayan devler
Hırsızlar, aslanlar
Yolunu kesecek
Buna alış
Ah Don Kişot ah
Masallara kandın
Dertlere daldın
Buna alış
(Kitap çıkar.)
3. SAHNE
(Sinyorita girer.)
SİNYORİTA : Amca! Amca neredesin? Daha kahvaltını etmedin. Amca! Nerede bu inatçı ihtiyar?
(Civcivos girer.)
CİVCİVOS : Cik cik cik.
SİNYORİTA : Günaydın Civcivos!
CİVCİVOS : Cik cik.
SİNYORİTA : Amcamı gördün mü?
CİVCİVOS : Cik.
SİNYORİTA : Amcamı canım. Sinyor Kessada... Biraz önce atıyla buraya geliyordu.
CİVCİVOS : Cikcikcik, cik cik, ciki ciki cik.
SİNYORİTA : Evet evet o. Nerede şimdi?
CİVCİVOS : Ciiik cik ciiiiiikkkkk!
(Civcivos telaşla kaçar.)
SİNYORİTA : Hay allah neden korktu acaba?
(Rosinant girer.)
SİNYORİTA : Aaa bu amcamın atı.
(Don Kişot girer.)
DON KİŞOT : Sana gel buraya dedim Rosinant!
SİNYORİTA : Amca bu ne kılık böyle?
DON KİŞOT : Rosinant gel buraya!
SİNYORİTA : Rosinant mı? Bu zavallı atın adı yoktu ki.
DON KİŞOT : Artık var. Çünkü şövalyelerin atının bir adı olur.
SİNYORİTA : Yine o eski kitapları okudun değil mi amca?
DON KİŞOT : Benim adım bundan böyle Don Kişot.
SİNYORİTA : Amca. Hadi eve dön. Kahvaltını yapmadın daha.
DON KİŞOT : Sen de bundan böyle Sinyorita Kişot olacaksın.
SİNYORİTA : Canım amcacığım benim. Peki Sinyorita Kişot olayım. Hadi eve gidelim.
DON KİŞOT : Rosinant! Gel hadi kahvaltımızı yapıp sonra yola çıkarız.
SİNYORİTA : Bu zeytin sopasıyla ne yapıyorsun amca? Sonra kafandaki bu şey... Bizim hizmetçinin oğlunun lazımlığı değil mi? Sonra bunlar. Mutfaktaki bütün tepsileri, tavaları üstüne bağlamışsın.
DON KİŞOT : Bunlar asil bir şövalyenin zırhları...
SİNYORİTA : Lütfen eve gidelim amca. Sen biraz yat dinlen.
DON KİŞOT : Eh gidelim bari.
(Berber ve Papaz girerler.)
BERBER : Bu kılıksız adam da kim?
PAPAZ : Sinyorita’nın sevgilisi olmasın.
DON KİŞOT : Durun olduğunuz yerde. Söyleyin bakayım. Sizi hangi dev gönderdi buraya. Hah buldum. Siz Gulu Gulu devinin yaverleri olmalısınız.
BERBER : Sinyor Kessada bu yahu!
PAPAZ : Eyvah! İyice keçileri kaçırdı bu. Sinyor Kessada bizi tanımadınız mı?
BERBER : Ben köyün berberiyim.
PAPAZ : Ben de köyün papazıyım.
SİNYORİTA : Bugün aklı biraz karışık. Üstüne gelmeyin.
PAPAZ : Günaydın Sinyorita.
SİNYORİTA : Günaydın.
BERBER : Yardım edelim de köye götürelim şu kaçık ihtiyarı. Hadi bakalım ihtiyar. Gir yeğenin koluna da gidelim.
DON KİŞOT : Dostlarım, hadi evime gelin. Baş düşmanım büyücü Pispison yine bir numaralar çeviriyormuş. Ben şövalye Don Kişot isem, köyü korumak görevimdir.
BERBER : Don Kişot da kim?
DON KİŞOT : (Sopayla vurur.) Sen Don Kişot’u nasıl tanımazsın sersem. Benim ben!
PAPAZ : Yapmayın Sinyor Kessada. Zavallı berberi neden dövüyorsunuz?
DON KİŞOT : Ben Don Kişot’um. (Papaz’a vurur.)
PAPAZ : Of başım, başım...
SİNYORİTA : Amca onlar senin dostların vurma lütfen. Gidelim artık.
DON KİŞOT : Gidelim dostlarım. Karnımızı doyuralım.
PAPAZ : Gidelim efendim.
BERBER : Sabah sabah sopayı yedik. Karnımız doydu.
SİNYORİTA : Amca gel hadi. Bak sana çok güzel bir omlet yaptım. Yanında kızarmış ekmek de var. Gel benim tatlı amcacığım. Hadi gel.
(Hepsi çıkarlar. Don Kişot şarkı söylerek gider. “ Yollara düştü yüce gönüllü şövalye... Onu bekliyordu Prensesi Tobosolu Dülsine...” )
(Civcivos ardından Horozyo girerler.)
CİVCİVOS : Cik cik cik...
HOROZYO : Civcivos kaçma çocuğum.
CİVCİVOS : Cik.
HOROZYO : Korkma. Gitti onlar. Bak annen, teyzen, halan, ablan, komşu kızı hepsi seni arıyorlar.
(Tavuklar girer.)
TAVUKLAR : Gıd gıd gıdaaak.
CİVCİVOS : Cik cik.
(Horozyo ve korosu şarkı söyler.)
Devler, haydutlar
Kavga edecekler
Gıt gıt gıt cik cik cik
Korkmasın küçükler
Bunların hepsi masal
Gıt gıt gıt cik cik cik
Sevimli bir dede
Şu bizim Don Kişot
Gıt gıt gıt cik cik cik
Korkmasın küçükler
Bunların hepsi masal
Gıt gıt gıt cik cik cik
4. SAHNE
(Horozyo ve koro çıkarlarken Sanço, eşeğiyle girer.)
SANCO : Gıt gıt gıt cik cik cik. Bir iki üç, beş yedi... Bu tavuklar günde bir değil de on tane yumurtlasa... Yüz, beş yüz, bin yumurta satabilir insan. Acaba tavuklara günde on defa yumurtlatacak bir ilaç var mıdır? İnsan bir ayda zengin olur. On tavuğun olsa. Günde onar tane yumurtlasalar... Eder yüz yumurta. Bir ayda üç bin yumurta. Üç bin yumurta! Üf! Bir satarsın... Köşeyi dönersin! Ah ah! Şu zenginlik ne güzel şey. Şimdi tarlaya gitmek yerine... Mesela bir kentin valisi olsam... Aşçılarıma emretsem. Bir sürü yemek yesem. Sonra hizmetçilerim olsa... Arabacım olsa... Muhafızlarım olsa... Vali olayım yeter. Bizim köy kadar küçük bir yer olsa da razıyım. Seni de vali yardımcısı yaparım, güzel eşeğim benim. Bir tanecik eşeğim.
(Don Kişot girer.)
DON KİŞOT : (Kısık sesle.) Hey Sanço! Sanço Panza, sevgili dostum.
SANÇO : Evet Sinyor Kessada, buyurun efendim. Ben tarlaya gidiyordum. Hemen gidiyorum efendim.
DON KİŞOT : Dur Sanço gitme. Daha önemli işlerimiz var.
SANÇO : Olur efendim, yaparız efendim. Her işi yaparız. Yeterki para kazanalım.
DON KİŞOT : Paradan daha değerli bir görevimiz var Sanço.
SANÇO : Öyle mi? Nedir peki?
DON KİŞOT : Ezeli düşmanım büyücü Pispison bana yeni kötülükler hazırlıyormuş.
SANÇO : Pisi pisi mi? Bizim kedi mi?
DON KİŞOT : (Vurur.) Ne kedisi aptal! Büyücü Pispison, dedim.
SANÇO : O da kim?
DON KİŞOT : Benim düşmanım.
SANÇO : Nerede o? Ben ona bir güzel sopa çekeyim. Gider o gider. Hiç merak etmeyin.
DON KİŞOT : Yaverlerin dövüştüğü nerede görülmüş! Sen dövüşemezsin.
SANÇO : Valla dövüşürüm. Bir patlattım mı ben ona. Bakın bakın şu pazulara bakın.
DON KİŞOT : Hey hey! Ben şövalye Don Kişot’um. İşte buradayım. Sen neredesin büyücü Pispison? Cesaretin varsa çık karşıma da seni eşek sudan gelene kadar pataklayayım.
SANÇO : Eyvah! Yine tırlattı. Don Kişot kim efendim?
DON KİŞOT : (Vurur.) Benim aptal! Artık ben asil bir şövalyeyim. Adım Don Kişot!
SANÇO : Hayırlısı olsun efendim.
DON KİŞOT : Hey hey! Sevgili prensesim Tobosolu Dülsine... Senin onurun ve mutluluğun için bugün yola çıkıyoruz.
SANÇO : Çamaşırcı Dülsine prenses mi olmuş? Ne zaman?
DON KİŞOT : O hep benim prensesimdi, cahil adam! Onun soylu kalbi için Büyücü Pispison’u bulup mahvedeceğiz. Dünyayı kurtacağız.
SANÇO : Kim kim yola çıkıyorsunuz efendimiz? Kaç kişisiniz?Yeğeniniz Sinyorita da sizinle mi geliyor efendim? O narin bir hanımefendi; tozlu yollara dayanamaz.
DON KİŞOT : Sen benimle geliyorsun?
SANÇO : (Ağlar.) Yapmayın efendim! Benim karım, çocuklarım var. Onlara kim bakacak?
DON KİŞOT : Buraya anlı şanlı bir adam olarak döneceksin. Adını bütün dünya duyacak.
SANÇO : Ben şanı, şerefi ne yapayım sinyor Don Paça... Don Pijama...
DON KİŞOT : (Vurur.) Don Kişot aptal. Don Kişot.
SANÇO : Tamam Don Kişot Aptal.
DON KİŞOT : Sensin Kişot aptal.
SANÇO : Ben Sanço’yum, Sinyor Donsuz Kessada.
DON KİŞOT : (Vurur.) Sensiz donsuz!
SANÇO : Evet efendim. Siz Donlu Kişotasınız.
DON KİŞOT : Ne Kişotası? Ben Kessadino’yum.
SANÇO : Tamam işte ben de öyle dedim. Siz Don Kessadino Pijamos’sunuz.
DON KİŞOT : (Vurur.) Ben gündüz pijama giymem!
SANÇO : Ben giyerim efendim. Çok rahat olur.
DON KİŞOT : Sus aptal! Delirtme beni. Ben Don Sanço Panza’yım.
SANÇO : Sanço Panza benim efendim.
DON KİŞOT : Ben kimim o zaman?
SANÇO : Ben de karıştırdım efendim. Köye gidip soralım en iyisi.
DON KİŞOT : Bak gördün mü? Büyücü Pispison yine aklıma bir oyun etti. Adımı unuttum. Sevgili atım Rosinant’a soralım. Rosinant benim adım neydi?
SANÇO : At konuşur mu canım?
DON KİŞOT : Bir şövalyenin atı, efendisini anlar. Hah! Ben bir şövalyeydim, değil mi? Tamam ben Don Kişot’tum yahu!
SANÇO : (Sarılır.) Yaşasın, adınızı bulduk efendim. Nasıl sevindim bilemezsiniz!
DON KİŞOT : (Sarılır.) Dostum Sanço, sen olmasan adımı tekrar bulamazdım. (Bir an.) Sanço! Artık gitmeliyiz.
SANÇO : Gidelim efendim.
DON KİŞOT : Beni hiç bırakmayacaksın, değil mi Sanço?
SANÇO : Bırakmam efendim.
DON KİŞOT : Seni bu yüzden ödüllendireceğim Sanço.
SANÇO : Ne vereceksiniz efendim?
DON KİŞOT : Ne istersen veririm dostum.
SANÇO : Ben öyle pek şan şöhret meraklısı değilimdir.
DON KİŞOT : Yaptığımız savaşlardan kalan ganimetler senin olsun dostum.
SANÇO : Üüff! Hepsi mi?
DON KİŞOT : Hepsi! Bütün hazineler senin olsun, bana zaferlerin gururu yeter.
SANÇO : Başka ne vereceksiniz efendim?
DON KİŞOT : Topraklar kazanacağız. Ülkeler, şehirler fethedeceğiz. Hepsi senin olsun.
SANÇO : Allaah! Hepsi değil efendim, küçücük bir kente vali olsam yeter.
DON KİŞOT : Şimdiden kendini bir vali gibi gör, sevgili dostum Sanço Panza!
SANÇO : Yaşadık güzel eşeğim benim. Seni de vali yardımcısı yaptım. Bakın Sinyor, eşeğim de ne kadar sevindi!
DON KİŞOT : Eşek işte!
SANÇO : Hemen gidelim asil şövalye, durmayın hemen. Şan, şeref, şöhret sizi bekliyor. Beni de paralar, altınlar, topraklar... Bir de valilik. Nereye vali olurum acaba?
DON KİŞOT : Gidelim dostum Sanço... Kötü adamlar, suratsız devler bizim yokluğumuzda kim bilir ne kadar azmışlardır? Hey hey!
(Don Kişot ve Sanco şarkı söylerler.)
Yollara düştü yüce gönüllü şövalye
Onu bekliyordu Prensesi Dülsine
Acaba kaç devle savaşacak bu şövalye
Şan, şöhret, feda olsun Don Kişot’a
Paralar, altınlar, ganimetler bana
Ne dayaklar yiyeceğiz acaba
(Şarkı söyleyerek çıkarlar.)
5. SAHNE
(Sinyorita, Berber ve Papaz girerler.)
SİNYORİTA : Amca! Amca nereye kayboldun yine?
BERBER : Bu sefer tamamen kaçırdı keçileri herhalde.
PAPAZ : Bizim köyün tüccarı biraz önce Sanço Panza ile amcanızı köyün dışında görmüş Sinyorita.
SİNYORİTA : Sanço Panza korkağın teki. Amcama uymaz o.
BERBER : Amcanız... Yani, şimdiki Don Kişot, kimbilir ne yalanlar uydurdu. Zavallı Sanço palavralara hemen kanar.
PAPAZ : Peki ne olacak şimdi? Zavallı amcanız, benim gibi bir ihtiyarcık. Başlarına kötü bir şey gelmese bari.
BERBER : Ben size demiştim ama papaz efendi. Bu deli ihtiyarı eve kilitleyelim, demiştim.
PAPAZ : Zavallı bir ihtiyar eve kilitlenir mi?
BERBER : Peki şimdi ne yapacağız? Ben Don Kişot’um dedi, gitti. Eve kilitleseydik, hiç olmazsa kaçmazdı.
SİNYORİTA : (Ağlar.) Benim zavallı amcacığım. Ondan başka kimsem yok benim. Ne olur bulun onu.
PAPAZ : Tamam kızım. Ağlama. Biz buluruz onu. Tanrıya dua edelim de başına kötü bir şey gelmesin. Azizler, melekler iyi kalpli bu kıza acıyın, amcasını geri getirin. Amin.
BERBER : Hadi oradan yahu. Bu iş böyle mi olur?
PAPAZ : Ya nasıl olacak?
BERBER : Gidip, bulacağız. Gerekirse zorla eve kapatacağız.
PAPAZ : Zalim adam.
SİNYORİTA : Bir yerini acıtmayın ama.
BERBER : Benim bir fikrim var. Ama...
PAPAZ : Nedir o?
BERBER : Siz de yardım edeceksiniz.
SİNYORİTA : Olur. Ederiz.
PAPAZ : Anlat bakalım, Berber efendi.
BERBER : Sinyorita bir Prenses kılığına girecek. Biz de muhafızları olacağız. Don Kişot’u bulunca, Prensesin ülkesine dev saldırdı, gel bizi kurtar diyeceğiz.
PAPAZ : Ya bizi tanırsa?
BERBER : Tanımaz, kılık değiştireğiz.
SİNYORİTA : Sonra ne olacak?
BERBER : Sizin ülkeniz diye, Don Kişot amcanızı köye getireceğiz.
SİNYORİTA : İyi bir fikir gibi.
PAPAZ : Bir düşünelim bakalım.
BERBER : Bırak düşünmeyi, başka çaremiz yok. Hadi yola çıkalım. Don Kişot ile Sanço köyün dışında bir yerlerdedir. Akşam olmadan bulalım onları.
PAPAZ : Hey allahım. Deliyle biz de deli olacağız, demek. Hadi yürüyün. İş başına.
(Çıkarlar.)
6. SAHNE
(Don Kişot ve Sanço girerler.)
DON KİŞOT : Dıgıdık, dıgıdık.
SANCO : Dıgıdık, mıgıdık.
DON KİŞOT : Tabiat ne hoş değil mi Sanço.
SANCO : Ah efendim, bu çorak yerlerden geçeceğimize elma, armut bahçelerinden geçsek ya. Biraz elma , armut filan yerdik.
DON KİŞOT : Büyük maceralara atıldık, hala tıkınmayı düşünüyorsun.
(Bir kuş sürüsü geçer.)
DON KİŞOT : Bak bir kuş sürüsü. Bir şeyden korkup kaçmış olmalılar. İleride bir tehlike var Sanço. Savaşa hazır olmalıyız.
SANÇO : Buralarda ne tehlike olacak efendim? Her yer buğday tarlası. Olsa olsa minik fareler karınlarını doyuruyorlardır.
DON KİŞOT : Hey hey! Bir şövalye tehlikeyi önceden hisseder. Buralarda bir kötülük var Sanço.
SANÇO : Açlıktan hayal görüyor olabilirsiniz efendim.
DON KİŞOT : (Vurur.) Sus sersem! Açlığı düşünen kim?
SANÇO : Ben.
(Yel değirmenleri girer.)
DON KİŞOT : Bunlar da ne? Büyücü Pispison yine bir şeyler karıştırıyor.
SANÇO : Bunlar yel değirmeni efendim. Buğdayı öğütür de un yapar hani. Sonra undan börek, baklava yaparız. Ben cevizli baklavaya bayılırım.
DON KİŞOT : Dikkat tehlike!
SANÇO : Nerede?
DON KİŞOT : Devler! Devler. Gulu gulu devleri bunlar.
SANÇO : Gulu gulu değil. Un un. Baklavalık un.
DON KİŞOT : Sanço sen saklan. Ben devlerle savaşacağım.
SANÇO : Aman efendim!
DON KİŞOT : (Saldırır.) Şeref, namus adına karşıma çıkın gulu gulu devleri. Efendiniz Pispison demek bu kadar korkak. Kendisi karşıma çıkamıyor; sizi gönderiyor ha...
SANÇO&n